Çok Eskiden Bugüne Elmas’ın Hikayesi

0

Saf karbonun billurlaşmış haline elmas denir. Doğada nadir bulunmasıyla değerini kazanmış olan elmas, aşırı basınç ve yüksek sıcaklıkla kristalize halini alır. Elmasın en belirgin özelliği sertliğidir. Uzun süre yeryüzünde var olmasıyla bir çok hikayeyi üzerinde barındırır.

Ülkemizde bulunan ve Topkapı Sarayı’nda hala sergilenmeye devam eden Kaşıkçı Elması dünyanın en ünlü 22 elması arasındadır. Hikayesi ünlü olmasının en büyük etkenidir. 1669 yılında fakir bir adam tarafından Eğrikapı İstanbul’da bir çöplükte bulunmuştur ve üç adet tahta kaşık karşılığında bir kaşıkçıya satılmıştır. Kaşıkçıda taşı on gümüş sikke karşılığında bir mücevher dükkanına vermiştir. Taşın ününü duyan Köprülüzade Ahmet Paşa taşı satın alıp saraya getirtmiştir. O günden bu yana da ünü dünyaca bilinmektedir. Dünyanın en büyük elması ise İngiliz Kraliyet Ailesinin mücevherleri arasında yer alan Nur Dağı Elması bir diğer adı ile Kuh-i Nur’dur.

Geleneklerimizde de anneden kızına veya kayınvalideden geline takı miras bırakmak ve onu yıllarca ileri taşımak hep duygulandırıcı, gurur verici olmuştur. Elmas ürünler doğal görünümü, üzerinde taşıdığı yılların iziyle ve bunların yanısıra kuşaklarca ileri gidebilecek dayanıklılığı ile bu takıların başında gelir. Genelde koyu renk madenler üzerinde şekil bulan elmas ürünler bir bakışta herkesin diğer takılardan ayırabileceği kadar özeldir.

Paylaş

Yorum Yap


5 + = 10